Reklam sektörü genel olarak bütün sektörlere hizmet verebilen en büyük sektördür diyebiliriz. Tüm sektörler içinde jokerdir. Örneğin gıda, sağlık, ulaşım, turizm, lojistik, sanayi vb. tüm sektörler reklama ihtiyaç duyarlar. Fakat diğer sektörler birbirine ihtiyaç duymayabilir.

Bu sebeple sektörler arasında en büyük etkiyi yaratan yine reklam sektörüdür. Tüm dünyada markalar ve şirketler, hizmet veya ürünlerini tüketicilere sunmaya mecburdur.

Gelişmiş markalar, yıllık olarak bir reklam bütçesi ayırırlar ve bunu en etkili şekilde kullanmak isterler. Bu reklam bütçesi, şirketlerin gelirine paralel olarak belirlenir. Piyasalarda en büyük etkiyi yaratan markalar, yıllık olarak gelirlerinin ortalama %20’sini reklama ayırırlar. Örneğin Apple şirketi 2018 yılında reklama tam 3 milyar dolar harcamıştır.

Peki reklam yapmak neden bu kadar önemli???

Cevabı çok basit. Daha fazla tüketiciye ulaşarak, şirket gelirlerini en üst seviyeye çıkarmak. Bunun için çok fazla alternatif tanıtım şekli bulunmakta. Televizyon reklamları, açıkhava reklamları, internet ve sosyal medya reklamları, radyo reklamları gibi mecralar, markaların hedef kitlelerine ve bütçelerine göre seçilir.

Ülkemizdeki reklam sektörü anlayışı ise henüz yeterli seviyelerin çok altındadır. Şirketler reklama harcanan bütçenin etkili bir şekilde geri dönüşü olamayacağını düşündüklerinden, çok fazla çekimser kalmaktalar.

Bu çekimserliğin birçok sebebi olabilir. Yanlış stratejiler, etkisiz tasarımlar, yanlış hedef kitle seçimi, kötü bir reklam ajansı deneyimi yaşamış olabilirler. Yine de şirketlerin reklam sektörüne bakış açılarını bozmamaları gerekir. Çünkü reklam olmadan hiçbir ürün varolamaz.

Bir mahalle pazarındaki satıcı;  ürünlerini satmak için bağırır. Karpuz kan, kavun bal!

Bir restoran; en iyi menüleri tasarlatır, en güzel tabelaları takar, sosyal medyadan insanlara ulaşır, yemeklerin fotoğraflarını paylaşır. En güzel yemek bizde!

Bir doktor; tıbbi tecrübelerini paylaşır, hastalarının yorumlarını herkese gösterir, aldığı eğitimleri, sertifikaları, verdiği sunumları internete yayar. Çalıştığı kurumları belirtir. İşte bu konudaki en iyi doktor benim!

Bir otel; tatil yapmak isteyenleri kendisine çekmek için, otelin mükemmel tanıtım filmlerini, fotoğraflarını çektirir. Tur şirketleriyle anlaşır, kampanyalar yapar. Haydi ,en güzel tatil burada!

Evet bu örnekler yüzlerce olabilir. Reklamsız hizmet, reklamsız ürün, ruhsuz bir insan gibidir. Markalar reklam verirken öncelikle bütçe konusunu aşamamaktalar. Ucuz olsun da reklam olsun farketmez mantığı kötü bir geri dönüş sağlar. Reklamın iyisi kötüsü olmaz klişesini unutun. Reklamın iyisi kötüsü olur!

Malesef Türkiye’de bu mantığı aşabilen şirketler çok nadir. Ülkemizde izlediğimiz reklamlar yine yabancı firmaların reklamları. Global bir markamızın neredeyse hiç olmayışı, tamamen markaların reklam sektörüne gerekli ilgiyi veremiyor olmasından kaynaklı.

Kısaca özetlemek gerekirse, markaların görevi hedef kitlelerine en doğru şekilde ulaşma yolunu bulmaktır. Ve bu yol için harcanması gereken bütçeyi kesinlikle düşük tutmamalıdırlar.

2018’de Türkiye’deki toplam medya ve reklam yatırımları: 2 milyar dolardır. Dünya genelinde  ise bu rakam tam 570 milyar dolar.

Daha aşılacak çok yolumuz var…